Onur Ünlü'nün 2014 yapımı merak uyandıran filmi itirazım Var, seyirciyi alıştığı polisiye komedi kalıplarının dışına taşıyor. Eski bir boksörken şimdi bir camide imamlık yapan Selman Bulut'un (Serkan Keskin) hayatı, namaz sırasında yaşanan cinayetle altüst olur. Katilin kimliği meçhulken, polis şüpheli olarak cami müezzini Efrahim'i (Ahmet Mümtaz Taylan) işaret eder. Ancak Selman, bu aceleci yargıya itirazı olanlardan... Efrahim'i savunmak ve asıl katili bulmak için kendi yöntemleriyle bir kovalamacaya girişir. Filmin hem Türkçe orijinal adıyla hem de uluslararası platformlarda bilinen Let's Sin (Let's Sin) ismiyle karşımıza çıkan bu yapım, 'itirazım Var izle' diyenler için kaçırılmayacak bir deneyim sunuyor. Bu gizemli hikayeyi anlamak için 'itirazım Var filmini izle'melisiniz; zira Selman'ın inadı ve Efrahim'in sırları, sizi tahmin etmediğiniz yollara sürükleyecek. Sanki bir satranç oyununun ortasındayız da, her hamle yeni bir bilmeceyi beraberinde getiriyor. Film, kendine has mizah anlayışı ve beklenmedik olay örgüsüyle izleyiciyi koltuğuna mıhlayacak. Acaba Selman, bu karmaşanın içinden nasıl sıyrılacak?
Gerçekten de, Selman Bulut'un karakteri başlı başına bir olay. Antropoloji geçmişiyle boks ringindeki sertliğini birleştiren, şimdilerde ise dini görevini yerine getiren bu adamın cinayet soruşturmasına dahil olması, “itirazım Var türkçe izle”mek isteyenler için filmi daha da cazip kılıyor. “Let's Sin” olarak da bilinen film, sadece bir polisiye olmanın ötesine geçerek, karakterlerin iç dünyalarına da ustaca bir yolculuk yaptırıyor. Selman'ın Efrahim'e duyduğu sarsılmaz güvenin ardında ne yatıyor? Ve bu cinayet, sadece basit bir adli vaka mı, yoksa daha derin, daha karmaşık bir oyunun parçası mı? Let's Sin, bu soruları sorarken, seyirciyi de kendi cevaplarını aramaya teşvik ediyor. Bu filme ister 'Let's Sin' deyin, ister itirazım Var olarak izleyin, sonuç değişmeyecek: sinema salonundan çıktığınızda zihninizde dönüp duran bolca soru ve gülümseme olacaktır. Öyle ki, filmin son sahnesindeki o ironik bakışmalar, insanın içini bir hoş edip bırakıyor. Hani bazen dersin ya, 'işte bu!' diye, tam da öyle bir film.