1800'lerin kasvetli atmosferinde geçen Lanetli, Eight for Silver (veya orijinal adıyla The Cursed) adlı film, patolog John McBride'ın (Boyd Holbrook) gizemli bir ölüm olayını araştırırken bulduğu karanlığa odaklanıyor. 14 yaşında bir çocuğun vahşice öldürülmesiyle başlayan hikaye, Lanetli'nin gerilimli dünyasına sürüklüyor bizi. Çocuğun ölümü bir canavar mı yoksa bir insan mı tarafından gerçekleştirilmiş? Bu soruyu çözmeye çalışan McBride, Seamus (Alistair Petrie) ve Isabelle Laurent (Kelly Reilly) çiftinin evinde konuk olur. İşte tam da burada Lanetli izle deneyiminin gerçekten başlıyor olduğunu anlıyoruz. Çiftin kayıp oğluyla ilgili korkuları, McBride'ın kendi karanlık geçmişindeki şeytanlarla yüzleşmesini tetikler. Eight for Silver'ın gerilimi, yavaş yavaş ve ustalıkla yükseliyor.
Lanetli filmini izlemeyi düşünenler için söylemeliyim ki, The Cursed (Lanetli), klasik korku filminden farklı bir atmosfer sunuyor. Ormanın ürpertici güzelliği ve gizemli varlıkların varlığı, izleyiciyi sürekli bir gerilim halinde tutuyor. Film, psikolojik gerilim unsurlarını korkunç görsellerle ustaca harmanlıyor; izleyiciyi, karakterlerin korkularına ortak ederken, aynı zamanda onlarla birlikte nefes nefese kalıyor. Eight for Silver'ın yönetmeninin, atmosferi nasıl inşa ettiğini ve izleyiciyi kendine nasıl bağladığını anlamak için filmi izlemek şart. Bu film kesinlikle klasik bir korku deneyimi arıyorsanız 'Lanetli'yi izlemeniz gereken sebeplerden sadece biri.
Lanetli türkçe izle seçeneğiyle, bu karanlık masalı anlayabilmek için dil engeli derdine düşmemeniz büyük bir avantaj. The Cursed'un (veya Eight for Silver'ın) gerçekten dikkat çeken yanı ise, klasik korku klişelerinden uzaklaşarak, psikolojik derinliğe odaklanması. Boyd Holbrook'un güçlü performansı, filmin ruhunu mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Ve bir sahne var ki, hala düşünmekten kendimi alamıyorum... Isabelle'in kayıp kızını ararken yaşadığı o çığlık ve umutsuzluk... Film boyunca izleyiciyi bir korku pençesinde tutan, o an gerçekten tüyler ürperticiydi. Peki sizce Lanetli'nin gerçek korkusu neydi? Bir lanet mi, yoksa insanın kendi karanlığı mı?